GENEL ANALİZLERİM

EVİMİZİN ENERJİLERİNİ DÜZENLEME YÖNTEMLERİ

Yaşam alanlarımız önemlidir. Oralar bizi yansıtır. Bu alanlarda seçtiğimiz renkler, kullandığımız objeler, ev seçme biçimlerimiz tüm bunlar, bizim kendi içsel enerjilerimizin bir anlamda yaşadığımız alana olan iz düşümleridir. Hatta ofislerimizde veya çalışma alanlarımızda masamızı, dosyalarımızı kullanma biçimlerimiz bile bizden izler taşırlar. Eğer dağınık bir yapımız varsa, çalışma masamız karmakarışık bir düzen içindedir. Aksine titiz ve düzenli biriysek, masamız, çalışma şeklimiz benzer biçimde bizi yansıtır.

Diğer yandan çağımızda, özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar adına ev, daha da önemli bir hal almış durumda. Dışarı vahşi bir orman gibi ve biz her gün, dış alanlarda, trafikte, iş yerimizde, gündelik işlerimize koştururken, hız ve sorunlarla boğuşur ve eve öyle döneriz. Dolayısı ile dışarıda yüklendiğimiz tüm bu stres ve gergin etkilerin aslında rahatlatılabileceği tek bir alan vardır, EVİMİZ…

Ev, bir bina değildir. Ev, bizim yuvamız ve kendimizle ve yakınlarımızla kaldığımız en özel alanımızı temsil eden bize ait bir yerdir. Dolayısı ile evdeki enerjilerin düzgün ve rahat olması gerçekte oldukça önemlidir. Stres ve gerginlikler evde bir şekilde yerini huzura bırakamıyorsa, o noktada stresin bize aktardığı etkiler daha katmerlenecek ve hayatımızdaki blokajlar daha da artacak anlamına gelmektedir. İşte bu nedenle evinizde enerjileri akıcı ve blokajlardan uzak tutabilmek, bu alanın sizin adınıza rahat edeceğiniz, mutlu olacağınız yerler haline gelmesi çok mühim.

Evrende her şey enerjiden oluşur. Bir doktor danışanım, insanı oluşturan her hücrenin aslında mikroskobik düzeyde küçük birer insan gibi çalıştığını anlatmıştı. Hücrelerimizden başlayan enerji akışı, bedende daha büyük alanlarda bizim genel enerjimizi oluştururlar. Benzer biçimde evrende sürekli dolaşan bir enerji alanı ve bu alan içinde bizim yaydığımız frekanslar vardır. Bu frekanslar, sadece bizde değil, eşyalarda, hayvanlarda, bitkilerde kısacası her yerde mevcuttur. Bunlar dışında ayrıca mekânların, alanların kendilerine has enerjileri de söz konusudur. Bu enerjiler orada bulunan canlıların yaydığı frekanslarla iyice artıp azalabileceği gibi, yerküredeki en güçlü frekansa sahip insanın enerjisi ile de daha belirgin bir hale gelebilir.

Eğer yaşadığımız yer ile bizim aramızda bir uyum yoksa, bizim yaydığımız frekans ile mekânın frekansı sürekli zıtlaşır. Bu noktada, eğer yaşadığınız yerin frekansı çeşitli nedenlerle fazlasıyla uyumsuz ise orada başarılı olamazsınız veya mutlu olamazsınız. Bunun için en iyi örneği, sürekli kapanan işyerleri olarak aktarabilirim. Hiç anlaşılmaz şekilde bazı iş yerleri, özellikle dükkânlar devamlı el değiştirir ve oraya kim gelse işler yürümez. Bunun nedeni o alanın enerjilerinin düşük olması veya üst üste gelen etkiler nedeniyle bir anlamda bozulmuş olmasıdır. Mekân enerjilerinde ilk yapmanız gereken, öncelikle oturacağınız veya iş kuracağınız alanın geçmişini mutlaka öğrenmeye çalışın. O evde daha önce neler yaşanmış, kayıplar, ölümler, travmalar olmuş mu? Sizden önceki ev sahipleri veya evde konaklayanlar oradan mutlu mu ayrılmış? Bu kural Çin Dekorasyon ve enerji sisteminde (Feng Shui) oldukça önemli bir yer tutar. Bende kişisel olarak zamanla gördüm ki, bu kural gerçekten iyi işliyor. Diğer yandan evinize mümkün olduğu kadar kaynağını bilmediğiniz ikinci el eşya sokmayın. Hiç bilmediğiniz tanımadığınız, o eşya ile temasının nasıl olduğundan bihaber olduğunuz bir eşyayı evinize almak oldukça risklidir. Zira eşyalarında enerjileri vardır ve temizlenmesi, insana veya canlıya sinenden daha meşakkatlidir, benden söylemesi.

Evinize az eşya alın. Eşya ev ile orantılı olmalıdır ve ayrıca evin enerjisine uyumlu olmalıdır. Kullanmadığınız hiçbir eşya veya nesneyi evinizde tutmayın. Buna giysiler, kitaplar, gereksiz biblolarvs. de dâhildir. Sizde kötü anılar, izler bırakmış bir hiçbir nesneyi evde bulundurmamak gerekir. En büyük hatalardan biriside, yatak altlarında gizlidir. Evler küçüldükçe ve alma merakımız arttıkça, bazalar ve sandıklı koltuklar hayatımıza girdi. Oysa genellikle kullanmadığınız eşyalarla dolu olan bu bazalar üzerinde uyurken, bilinçaltımıza şaşılacak rahatsızlıklar veririz. Başından beri söylediğim gibi, evrende her şeyin bir enerjisi vardır. Dolayısı ile evinizde 2 senedir kullanmadığınız ne varsa, ihtiyacı olanlarla ya paylaşın, ya da elden bir şekilde çıkarın.

Özellikle şehirlerde yaşam alanlarında evlerin büyüklükleriyle ilgili tuhaf tercihler yapılıyor. 2-3 kişilik aileler, müstakil bir hayat uğruna çok odalı aşırı büyük evlerde yaşarken, kentsel dönüşüm adına daha kalabalık ailelerde küçük evlere geçebiliyor. İdeali, evin büyüklüğünün içinde yaşayan kişi sayısından 1, bilemediniz 2 oda fazlasına geçmemektir. Yani 4 kişilik bir aile, 4 odalık bir evde yaşayabilir. Ama 1 veya 2 kişilik bir aile için 4 oda bir salon büyük bir ev, evin enerjisinin kontrol edilmesi adına oldukça zor olabilir. Benzer durum tersi içinde geçerlidir.

Evlerin iç enerjilerini düzeltme prensiplerine gelince, bu noktada yazdıklarım öncelikle bireysel tecrübelerimi bir şekilde derlememle ilgilidir. Yoksa Feng Shui veya benzer bir konuda direk bir uzmanlığım bulunmuyor. Ama yaptığım iş nedeniyle, insanlarla ve onların tecrübeleriyle, ayrıca enerjilerle yıllardır oldukça alakalıyım ve kendi yaşam alanlarımda enerjilere ve evin huzuruna çok önem veren biriyim ve bu konuda gayet basit ve kolay yöntemlerle siz de kendi alanlarınızda uyum yakalayabilirsiniz.

RENKLERİN HAYATIMIZA YANSIMALARI

Yaşam alanınız aslında bizi yansıtır demiştik. Bu yansımalar genellikle mekân içinde renkler ve eşya tercihleri ile kendini gösterir. Ama bu noktada dikkat etmeniz gereken, evin sizi yansıtması doğal olmakla birlikte, yaşam biçiminiz nedeniyle biriktirdiğiniz stresli enerjiyi bir anlamda rahatlatma alanı olarak, o mekânı iyi kullanmanızdır. Eğer bankacılık, ofis işleri gibi monoton ve kuralcı alanlarda çalışıyorsanız, öncelikle evde seçtiğiniz renkler fazlasıyla sıcak ve ateş enerjisini çok çağrıştırmamalı. Aynı şekilde, ofis işleri toprakla bağlantılıdır. Bankacılık, finansal işler veya kurumsal yerlerde çalışanlarda bu enerji fazlasıyla birikir. Bu nedenle fazla toprak tonlarını kullanırken, benzer şekilde monoton iş hayatınızın devamını eve taşırsınız. Kırmızı, lacivert, sarı, turuncu gibi tonlar genel olarak bir evde ana tema olmamalıdır. Bunlar yorucu ve uyarıcı renklerdir. Aksesuar olarak çok iyi iş görürler, perdenin içindeki desen, yastık, ek bir koltuk gibi. Ama ana temada özellikle de duvar renklerinde aşırı sıcak ve iddialı renkler bir süre sonra sıkıntı verir. 

Evde renk seçerken, renkleri kendi içinde kombin yapmaya ve tek tondan uzak durmaya çalışın. Sadece beyaz, sadece kahverengi tonları veya kırmızı ve siyahlar yorar. Oysa kahverengi ve bej tonlarına ilave edeceğiniz turkuaz neşe ve canlılık verir. Veya kahverengiye ilave edeceğiniz turuncu yastıklar vs. gibi…

Duvarlar ise bir evde en önemli unsurlardan birisidir. Feng Shui bu konuda size duvar renklerinde daha çok ten renginin alt ve üst tonlarını önerir. Zira duvarlar bir evin teni, cildi gibidir.

Renklerle ilgili en önemli unsurlardan biriside kuşkusuz, hangi rengin hangi mekânda kullanılacağıyla ilgisidir.

Bu noktada mantık yürütün. Size karmaşık gelen yön ve bilgi içerikli Feng Shui kitaplarından pekte haz etmiyorsanız, bu alanlarla ilgili renk kurallarından faydalanabilirsiniz.

HANGİ ODADA HANGİ RENKLERİ KULLANMALIYIZ?

Yatak odalarından başlarsak, yatak odası dediğimiz alan geceyi temsil eder. Bir yatak odasında yaşamayız. Orası uyuma ve dinlenme yeridir. Bu nedenle evin belki de en önemli noktası orasıdır. Renklerden önce bilmelisiniz ki, iyi ve huzurlu bir uyku için yatak odanızın nasıl düzenlendiği ve huzurlu bir enerji vermesi çok önemlidir. Yatak tam kapının karşısında, kapı ile karşılıklı olmamalıdır. Kapının yan tarafına veya kapıyı direk görmediği bir yere yerleştirmek önemlidir. Parlak ışıklar, çok aydınlık mekânlar, fazlasıyla sıcak veya soğuk bir yatak odası rahatsız edicidir. Giysilerin durduğu dolap ve benzeri depo alanlarının kapısı kapalı olmalıdır ve eğer ebeveyn banyosu varsa, klozet kapakları da her daim mutlaka kapalı olmalıdır. Eskiden köylerde tuvaletlerin evlerin dışına yapılmasının inanın bir sebebi vardı.  Ebeveyn banyoları havalandırılmaları dışında, kapıları kapalı olması gereken alanlardır.

Bazı renkler gündüzü ve güneşi çağrıştırırlar. Turuncu, sarı gibi. Bu nedenle yatak odanızda ana renkleri bu tonlardan seçmek, gündüz ve yaşam alanları ile ilgili olacaktır ve mekânın enerjisine taban tabana zıttır. Bu nedenle yatak odalarınızda bu renklerden uzak durun. Bunun yerine geceyi temsil eden, lacivert, mavi, fazla abartmadan siyah veya gri tonlarını kullanabilirsiniz. Kırmızı ise yatak odası için tek renk değil, aksesuar olmalıdır. Yatak odalarında canlı çiçek yine tercih edilmemesi gerekenler arasındadır. Bunun biyolojik ve botanik etkisi bir tarafa, enerji açısından bakacak olursak, bitkiler genel kanının aksine, hayvanlardan bile daha fazla enerji alır ve verirler. Diğer yandan yatak odasına taş koymak ve enerjiyi bu yolla uyumlamaya çalışmakta önemli hatalardan birisidir. Taşların enerji düzeltme etkilerini ayrı bir yazı da ayrıntılı şekilde vermeyi planlıyorum ama taşların birçoğu odaklanmaya da neden olur ve yastık altına koyduğunuz bir taş (ametist gibi) size rahat bir uyku sunarken, bunu yatağınızın yanına yerleştirirseniz, sizi uykuya hasret edebilir.

ÇOCUK ODALARINDA UYGULANAN BÜYÜK HATA

Yatak odalarında sıklıkla uygulanan diğer bir durum da çocuk yatak odalarıyla ilgilidir. Genellikle çocuğun masasını, kitaplığı yani çalışma alanını yatak odası ile aynı yerde tutarız. Oysa biri dikkat isteyen, diğeri dinlenme isteyen iki enerjiyi aynı mekâna taşımış oluruz ki, ikisinin renkleri ve enerjileri farklıdır. Özellikle dikkat sorunu olan çocuklarda bu hata daha da önemlidir. Elbette günümüz şartlarında küçülen evlerde ayrı bir çalışma alanı ayırmak kolay olmuyor ama salon ve oturma odalarını ayrı tutup, misafir için kırk yılda bir oturulan mekânlar ayırmak yerine, mümkünse evde ayrı bir çalışma odası düzeni kurmak çok daha uygundur. Özellikle bizde ki eğitim sistemlerinde çocukların çok daha yüksek performansa sahip olmasını bekleyen ebeveynlerin buna dikkat etmelerinde büyük fayda var.

Çalışma odaları turuncu, sarı tonlarla düzenlenebilirse oldukça faydalı olur. Bu renkler dikkati toplar, özellikle de turuncu. Ancak sadece turuncudan oluşan renk kombinler yorucu ve sıkıcı olur. Bunun yerine krem ve benzeri tonları turuncu ile karıştırın. Masanın üzerine koyacağınız sarı veya turuncu bir aksesuar veya obje yine dikkat için faydalıdır. Veya bir duvarı bu tonlarda bir duvar kâğıdı ile kaplayabilirsiniz.

Mavi, çalışma odaları için uygun bir renk değildir. Yatak odalarına daha yakışır. Ancak çocuklarda maviden biraz uzak durmak doğrudur. Mavi depresif bir renktir. Dikkatli kullanılmalıdır. Ancak rahatlatma etkileri de vardır.  Bu nedenle çalışma odalarından ziyade yatak odalarına uygundur. Çocuklar ise enerji alımında daha saf ve açık oldukları için onlar için kullandığınız renge özen göstermeniz doğru olur.

MUTFAKLARA GELİNCE…

Mutfak bir evin en önemli yeridir. Eskiler ocağın sönsün diye bir laf kullanırdı. Zira ocak, o evin ateşi ve enerji merkezidir. Öncelikle sadece mutfağın değil, evin enerjisi açısından da bir mutfakta en dikkat etmeniz ve temiz tutmanız gereken alan,ocaktır. Ocak, sürekli temiz olmalı, mutfakta tam kapının karşısında bulunmamalı ve yemek yaparken kişinin sırtı kapıya dönük olmamalıdır. Mutfakta, beyaz, yeşil (bereketi temsil eder), krem tonları rahatlıkla kullanılır. Eğer iştah sorununuz varsa, biraz daha az yemekle meşgul olmak istiyorsanız, turkuaz tonlarını tercih edebilirsiniz. Ancak mutfağın temiz ve aydınlık olması önemlidir. Ayrıca yemek yaparken, kişi mutlaka iyi bir ruh halinde bulunmalı, üzgün, mutsuz ve depresif bir ruh halinde iken yemek yapmamalıdır. Bu özellikle tasavvufta oldukça önemli bir kuraldır. Yemek yapan kişinin enerjisinin yemeğe aktarıldığı düşünülür.

BANYOLAR VE TUVALETLER

Kadim bilgilerde bu alan evin enerjisinin çıkış alanı olarak düşünülür. Zira banyo arınma, temizlenme işleminin yapıldığı, tuvalet ise boşaltım yani kurtulma yeridir. Bu nedenle banyoların kapılarının kapalı olması, klozetlerin mutlaka kapaklarının kapalı olması çok önemlidir. Eğer evinizi düzenleme şansınız varsa, klozeti tam kapının karşısına yerleştirmeyin. Banyo yine temizlik açısından önemli bir mekandır. Ve mutlaka temiz ve düzenli olmalıdır. Özellikle banyodaki su kaçaklarına sadece bütçeniz açısından değil, enerjiniz açısından da dikkat edin. Zira buradaki önemsenmeyen su kaçakları, bozuk musluklar vs, sizin enerjinizin aktığı boşuna harcandığı yerlerdir. Gri, beyaz, mavi tonlar bu alanlar için idealdir. Sürekli ıslak ve kirli olan banyolar, evinizin bereket ve huzur çıkışının çok artmasına neden olur. Hiç aklınıza gelmez ama banyonun temiz ve düzenli olması en az salon kadar önemlidir. Diğer yandan kokulu mumlar veya güzel kokular banyolar için yine ideal enerji düzelticidir. Elbette, parfümlerin ve yanıcı maddelerin yakınına koymamaya özen göstermek önemli.

OTURMA MEKÂNLARI VE SALONLAR

Bir odaya ilk girdiğinizde kapıdan odaya baktığınızda, sol tarafınızdaki köşe sizin bereket köşenizdir. Sağ köşe ise ilişki köşesi. Bu nedenle salon veya oturma alanlarında sol tarafa yeşil bir çiçek koymak uğurlu kabul edilir. Bu alana koyacağınız objeler tekli rakamlarda olmalıdır. 1, 3, 5 gibi… Kişisel olarak bereket köşelerinde yeşil tonları tercih ederim. Sağ taraf ise sizin o evin içindeki ilişkilerinizi temsil eder. Bu alan çift rakamlı objeleri sever. 2,4 gibi… Ayrıca buraya kırmızı mum, kırmızı çerçevede fotoğraflar iyi olur. Bu alanları büyük dolaplar, büfeler gibi ağır ve hantal eşyalarla öldürmeyin. Bu iki alanın enerjisinin akıcı olmasına ve bu köşelerin ferah olmasına özen gösterin. Eğer salonda girinti çıkıntı veren duvarlar, nişler veya kolonlar varsa, bunların üzerine ayna yerleştirmek çok iyidir. Bir mekânın tam ortası, bir evin tam ortası,mekanın veya yerin enerji merkezidir. Bu nedenle özellikle salonlarda tam ortaya büyük ve küt sehpalar koymak pekiyi olmuyor. Eğer böyle bir düzeniniz varsa ve sehpayı elden çıkarmak istemiyorsanız, koltuğa doğru alabilir ve orta noktanın, enerji merkezinin üstünü kapatmadan akışı dengeleyebilirsiniz.

Evinizde sıklıkla mum yakın, eğer imkânınız varsa ahşap yerler veya objelerle dekorasyona ilavede bulunun. Hatta mum kullanırken, küçük olanları tercih edip, sönene kadar yakmak çok daha doğrudur. Özellikle dolunay dönemlerinde duygusal olarak bilhassa su grubu bireyler (Yengeç, Balık, Akrep) hassas olurlar. Bu nedenle dolunay dönemlerinde evinizde kalabalık ve zorlayıcı, yorucu davetler vermeyin. Bedeninizi ve ruhunuzu yormadan, sürecin içerdiği 2-3 günlük dönemi geçirmeye çalışın ve arınma ritüelleri, tütsüler ve mumlar bu dönemde daha da iyi gelir.

Evinizin enerjisini dengelemek adına en iyi ve kolay yöntemlerden birisi de adaçayı tütsüsü kullanmak diyebilirim. Birkaç günlük rutinlerde, yakacağınız adaçayı sizin ve evin enerjilerini şaşılacak şekilde rahatlatır. Bunun için bir tutam adaçayı ve toprak bir kap yeterlidir. Uzun mum çakmakları ile tutuştura bilirsiniz. Ve dumanı evde gezdirirseniz çok faydalı olur. Bu işlemi düzenli yaptığınızda evdeki huzuru hemen fark edeceksinizdir.

Sevgili okurlar, evinizin ve sizin enerjileriniz dilerim ki her daim huzur, mutluluk ve bereket içinde olsun.

Sevgilerimle.

Şebnem Ekşib

Astrolog 

Mesaj Bırak

Your email address will not be published. Required fields are marked *