.

.

Anasayfa Hint Astrolojisi Ayur Veda Ayurveda'nın yaşamımıza etkisi

Ayurveda'nın yaşamımıza etkisi

ayurveda112

Aslında vücudumuz bizimle konuşur. Hatta bazen bağıra çağıra anlatır diyeceklerini. Ne yazık ki, biz ona çok nadir olarak kulak veririz. Benim “Ayurveda” üzerine araştırma yapmaya başlamam, aslında vücudun dilinin arka fondan devamlı kendini belli etmeye çalıştığını fark etmemle birlikte başladı.

 

Örneğin, bir dönem her şeye kişniş ilave etme isteğim artmıştı. Elimde olmadan tükettiklerime sürekli kişniş ilave ettiğimi fark ettim. Kişniş “pitta” fazlasını dengelemek için birebirdir. Vücut saatimde “Pitta” bölümünün dengesi şaşmıştı ve metabolizmam bu bozukluğu tamir etmek için aklıma ona iyi gelecek gıdaları getiriyordu.

Beden, kendi içinde ki dengesizliği düzene koymak için, bir anlamda devreye girerek, o dengesizliğe iyi gelecek gıdalara yönelmemizi sağlar. Başka bir deyişle, kendi denge sistemi için önemli sinyaller gönderir. Tabi sürekli canınızın cips istemesi, bu durumun iyi bir şey olduğunu göstermez. Ama eğer sağlıksız gıdalara yönelmiş durumda iseniz, bilin ki bunun da altında, bu olaya neden olacak bir dengesizlik vardır. Eğer vücudunuzun diline ses vermeyi öğrenirseniz, şaşkınlık içinde göreceksiniz ki bedeniniz içinizde gerçekleşen tüm kısa devreleri size belli etmeye çalışmaktadır.

Aslında Ayurveda’nın da mantığı budur. Yani, bir şey oluşmadan önce vücudun dilini iyi dinleyerek, gerekli tedbiri almak. Vücut dinamiğindeki her türlü dengesizlik kronik hale gelerek birçok hastalığa neden olurken, Batı tıbbı meseleye hastalık geliştikten sonra yaklaşır, doğu tıbbı ise, hastalık gelmeden önce tedbir almaya yönelir. Ayurveda’yı modern tıbbi bakış açısıyla ayıran yegane nokta burada başlar.

Daha önceki yazımda Ayurveda’ya göre metabolizma çalışma sistemimizin 3 ana bölümden oluştuğundan bahsetmiştim; Ayurveda’da bunlara doşalar denir. Vata-Pitta-Kapha (kafa).

Bizim doğumumuzdan itibaren belirlenmiş bir yapımız (doşamız) vardır. Yani, her birimiz bu 3 insan tipinin birden fazla varyasyonlarından oluşuruz. Metabolizma kimisinde Pitta-Vata yapısına göre çalışırken, bazılarında Kafa çok önde, diğer 2 doşa Vata ve Pitta daha geridedir. Bu etkiyi yani doğumumuzda belirlenmiş doşa yapımızı değiştirmek çok kolay değildir. Yani Pitta etkileri önde olan birinde bunu Vata’ya çevirmek tümüyle mümkün olmasa da, daha uyumlu çalışması sağlanabilir. Öte yandan bir de yaşamamıza devam ederken çevresel etkilerle aldığımız doşa enerjileri vardır. Bu etkiler bizim beslenme düzenimizle de değişkenlik gösterebilir. Dolayısı ile doğum anımızda belirlen bir metabolizma çalışma sistemimiz var. Bir de bunun üzerine, çevreden aldığımızla değişen doşa etkileri var.

Örneğin, mevsimsel rutinler, günlük enerjiler, ruh halimiz, gezegenlerin fizyolojimize olan etkileri, yediklerimiz…Tüm bu değişkenlerde  kendi doğal yapımız üzerine etkiler verebilen doşa sapmalarına neden olabilir. Günlük astroloji yazılarımda o günün doşa etkilerine değinerek beslenme düzenimizi genel olarak nasıl planlamamız gerektiğini aktarmaya çalışmamın sebebi budur. Diyelim, biz zaten Vata etkisi ağırlıkta olan biri olalım. Bir süredir işimizde kaygılı günler geçirerek, sürekli endişe içinde, sıkıntılı bir süreçten geçtiğimizi var sayalım ki bu durum şu günlerde oldukça sıklıkla rastlanmakta. Zaten Vata etkisi bizde yüksek ise, kaygı bozukluğuyla birlikte Vata etkisi daha da yükselmeye başlayacaktır. Herhangi bir konuya konsantre olmakta zorlanacak, bir durumdan ötekine çabuk geçecek, fiziksel olarak sindirim bozuklukları başta gaz olmak üzere, boşaltım sorunları yaşamaya başlayacağız. Bir süre sonra bu durum kilo problemlerinden, kaygı bozukluklarına kadar uzanan birçok durumu beraberinde getirebilecektir. Diğer yandan diyetisyenlerden bir türlü fayda bulmayan, sürekli aç kalmasına rağmen tek kilo veremeyen kişilerin çoğunda da keza bu sorun tespit edilir. Zira Vata’ya sürekli salata yemek veya çok hafif gıdalar iyi gelmez. Oysa salata yemeğe teşvik edilen veya kendisi bunun doğru olduğunu sanan kişi, metabolizmasına ters davranmakta, bu nedenle de kilo verememektedir.  Batı tıbbi anlayışında daha standart sınırlar vardır. Kilo vermek isterseniz bol salata ve hareket kesin iyi gelir mantığı…Oysa her birey kendi özelliklerine göre beslenmeli ve metabolizmasına göre yaşamını ayarlayabilmelidir. Son dönemlerde Ayurveda destekli diyet programları uygulayan uzmanlara bu kadar çok talep artışının da nedeni bu. Zira bu sistemde kişisel yapınıza göre beslenme düzeniniz belirlenmekte ve uzman tarafından buna göre programlanmaktasınız. Doşa’larla yani beden yapımızla ilgili dikkatimi çeken bir unsurda, Pitta enerjileri öne çıkmış çocuklarda büyüme hızının yazın arttığı, kışın daha yavaşladığı yönünde oldu. Çünkü Yaz ayları mevsimsel olarak Pitta doşa enerjisi genel havaya hakimdir. Bu doşaya metabolizmalarında yüksek olan çocuklarda genellikle yaz aylarında diğerlerine göre daha fazla büyüme performansı göstermekteler. Bu durumu bilmenin anneye faydası, bu tip çocukların beslenmesine yaz ayları daha yoğun titizlenmeleri şeklinde olabilir.

Ayurveda’ya göre ne yediğiniz kadar, nasıl sindirdiğiniz de önemlidir. Sindirim ateşinizin (Agni) güçlü olması, metabolizmanızın da hızlı çalışmasına ve yediklerinizi doğru sindirerek, gıdalardan daha yoğun faydalanmanızı sağlarken, bir yandan da  iyi sindirmeniz kilo almanızı da engeller, tabi aşırı yemiyorsanız. Bu sistem içinde doğal beslenmek, doğa ile uyumlu olmanız anlamına gelir. Doğa da yapay krema, cipsler, şekerli besinler ve bize yağ depolamaktan başka bir işe yaramayan bir sürü katkılı yiyecekler yoktur. Örneğin; tatlı gıda demek kayısı, incir demektir…

Bundan böyle Web sayfamın Ayurveda bölümünde, gündelik hayatınızda faydasını görebileceğiniz, sağlıklı ve kolay küçük tarifler vereceğim. Alışkanlıklarınızı değiştirmeniz ne kadar zor olursa olsun, unutmayın ki bedeninizin de dinlenmeye ve arınmaya hiç değilse belli zamanlarda ihtiyacı vardır.

Başka bir yazı da buluşmak üzere, sevgiyle kalın.

Şebnem Ekşib

 

 

 

 

 

 

Son Güncelleme ( Pazar, 18 Nisan 2010 23:30 )