
“Edebi olmayan, yalnız kendine kötülük etmiş olmaz, belki edepsizliği yüzünden bütün dünyayı ateşe vermiş olur.” Mesnevi-Cilt I
Astrolojide çok belirgin bir kural vardır. Büyük değişimler, toplumsal hareketler, önemli kaoslar, hatta büyük depremler öncesinde mutlaka bir tutulma olması gerekir. Zira tutulmalar bir şeye neden olmazlar, nedenlerin harekete geçmesini sağlarlar. Yani, tetikleme görevi görür, biriken enerjilerin patlamalarına neden olurlar.
Tutulmalar, bireylerden çok toplumlar üzerinde etkilidirler. Ancak bu etkiyi belirgin biçimde gösterebilmeleri için hangi ülkelerde tam görünüm içinde seyredilmişse, o ülkeler için daha yoğun biçimde tetikleme etkisi yapacaktır. Bu kural, bütün astrologların yutkunarak bekledikleri 21 Aralık 2010 Ay tutulması ile ardından gelen 4 Ocak 2011 Güneş tutulmasında bozulmadı.
Astrolojiyi derinlemesine bilmeyen kişiler, astrologların ortalığı velveleye verdikleri, söyleye söyleye bitiremedikleri bu iki tutulmanın hiç de o kadar büyük enerji patlamalarına neden olmadığını söyleyip durdular. Zira birçok kişi, tutulma etkilerinin, tutulmanın gerçekleştiği gün ve civarı için geçerli olacağını sanır. Tutulma etkilerinin süresi, tutulmanın meydana geldiği süre kadar yıl ile çarpılıp bulunur. Yani bir güneş tutulması 3 dakika sürerse, etkisi de 3 yıl geçerli olacak demektir. Diğer yandan tutulma günlerinde özellikle Hint astrolojisi bilgelerinin üstüne basa basa aktardığı tedbir, pek ortalıkta bulunmamak, hele de dışarı çıkıp tutulma nasıl gerçekleşiyor diye hiç bakmamaktır.
21 Aralık 2010 günü meydana gelen Ay tutulması oldukça gergin etkiler altında meydana geldi, ülkemizde görülmedi ancak Batı Avrupa; Kuzey Amerika, Kanada, Meksika, Kuzey Asya, Filipinler ve Kuzey Afrika’da net şekilde izlendi. Ancak tutulma özellikle bir bölgede oldukça etkili olmuş görünmekte Kuzey Afrika’da!

Kuzey Afrika ülkeleri, Mısır, Sudan, Tunus, Libya, Fas, Cezayir’dir. Yani, isyan günlerini salgın gibi bir etkiyle yaşayan, kendi kanlarıyla başlarına getirdikleri diktatörlerini, yine kendi kanlarıyla gönderen ülkeler…
21 Aralıkta gerçekleşen tutulmayı doğal bir döngü içinde 4 Ocak, Güneş tutulması izledi. Güneş tutulması, Avrupa, Asya, Ortadoğu ve yine Afrika’da görüldü. Dolayısı ile Mısır, Tunus, Sudan, Libya, Fas ve Cezayir bu enerjiyi ikinci kez aldılar. Peki, ne oldu da bu ülkeler 30 yıldır süregelen diktalarla ile yönetilirken birden başkaldırır oldular…
Geçtiğimiz kısa vadeli dönemde yaşanan tutulmalarının önemli bir etkileri vardı. Birincisi hem Ay, hem de Güneş tutulması bulundukları burçların son derecelerinde gerçekleştiler. Yani tamamlanma, bitirme dereceleri. Astrolojide her şeyin bir anlamı vardır. Son derecelerin temsil ettikleri bitişler ve tamamlanma süreçleridir. Bir devrin bittiği, başka bir devrin başlıyor olduğu son derecelerde sembolize edilir. Mısır haritasına göre Aralık Ay tutulması halkı temsil eden bir alanda gerçekleşti. Libya’nın yıldız haritası için gerekli olan bilgiler ne yazık ki belirgin değil ama 2011 yılı özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika için önemli bir dönem noktası olacak. Bu enerjiler Hazirandan itibaren tüm dünyayı etkilemeye başlayacak. Dengeler değişiyor…
Uranüs başkaldırının, kökten değişimlerin ve yeni füzyonların, reformların, devrimlerin gezegenidir. 7 yıl önce Balık burcuna girdiğinde, tüm dünyada mistizm, okült konular, astroloji, yoga, meditasyon, reiki ve benzeri tüm ruhsal öğretiler tekrar canlanmaya başladı. Zira Balık, sezgisel ve ruhsal olanı temsil eder.
Şimdilerde ise, Uranüs, zodyağın en savaşçı, enerjik ve güç kavgasına girmekte biran bile tereddüt etmeyecek burcuna, Koç’a geçti. Bu zor bir 7 yıl olacak. Zira isyanın, düzeni değiştirmenin ve çoğunluğun isteğini kabul ettirmenin zamanı. Reformcu Uranüs ile savaşçı Koç dans ediyor. Pisti boşaltsanız iyi olur!
2011 de toplumsal hareketler açısından ilginç zamanlar olacak. Öncelikle Ortadoğu’da yayılan isyan ateşi, meşaleyi bir ülkeden diğerine geçirerek devam edecek görünüyor. Ama sular hemen durulmayacak. Yaz ayları ilginç tutulmalar var. 1 Haziran da gerçekleşecek olan Güneş tutulması Mısır’da iç karışıklıkların artacağına ve bu ülkenin hemen durulmayacağını gösterirken, isyanların halkın tepkilerinin hükümetleri köşeye sıkıştırma eylemlerinin Ortadoğu’dan bizim sınırlarımıza, Avrupa ve Balkanlara, Doğu sınırlarımıza dayanacağı muhtemeldir. Artık tek bir kişinin iki dudağı arasında yaşanan dikta rejimleri bitiyor.
Uzun süredir, kâhinlerin, maya medyumlarının, astrologların bahsettiği 2012 değişim dönemi aslında 2010’un sonunda 21 Aralık Ay tutulması süreciyle birlikte başladı. Uzun süredir sıklıkla bahsedilen bilinç atlaması, ani değişimlerin olacağı zamanlar kendini göstermeye başladı. Ama atlama birçoklarının sandığı gibi, daha ruhani bilinçlere geçmek gibi olmayacak görünen o ki. Uranüs Balık döneminde ruhsal gelişim için kapıları açmıştı. Bu dönemde alınması gerekenleri alanlar, o sınırları zaten aştılar. Şimdilerde toplumları sıkan, sömüren, aptal yerine koyan, diktaların gitme zamanları. Bilinçler atlıyor ve bu atlamayı yaparken de ihtiyaç duydukları mücadele hırsını gökyüzünden buluyorlar. Bu süreç 7 yıl devam edecek…
2011 etkilerine yönelik yazılarımda sıklıkla komşularımızda olan kargaşalardan, problemlerden bahsetmiştim. Bu enerjiler hem yakın sınır komşularımız, hem de çevremizde bulunan ülkeler içinde geçerli. Fakat görünen o ki, isyan günleri bu yıl içinde özellikle yaz aylarından itibaren daha yakın sınırlarımızı zorlarken, uluslararası politikalarda ülkemiz hükümetine önemli deneyimler yaşatacak. Ancak yine görünen o ki hükümetin uluslararası platformda dengeleri doğru sağlayıp, doğru adımlar atması için çok da olumlu işaretler bulunmamakta. Kısacası bu krizi iyi yönetemeyebiliriz.
Öte yandan Koç ve Uranüs enerjileri gençleri, genç kesimi temsil ederler. Koç, burçlar kuşağının hiç yaşlanmayan haylaz çocuğudur. Devrimci Uranüs ise taze değişimleri, yeni başlangıçları temsil eder. Dolayısı ile bu isyan hareketlerinin ana merkezini gençler ve daha genç olan kesim oluşturup, taşıyacak diyebiliriz.
Tabi her şey zorlayıcı değil, bu enerjilerin iyi yönleri yaratıcılığı özellikle bilimsel alanlarda artırarak, bilimsel keşiflerin, tıbbi büyük gelişimlerin, birçok hastalığın çaresinin bulunmasına sebep olabileceği yönündedir. Feodal düzenlere, Dikta yönetimlerine, herhangi bir konuda hakları ellerinde tutup, tekel oluşturan düzenlere karşı daha tepkisel ve harekete geçme eğilimi içinde bizi tutarken, enerjiler iç çatışmaların bireysel ve toplumsal düzeyde olmasını sağlar ve insanoğlunu köklü bir değişimle yüzleştirir. Bilirsiniz, ışık ancak karanlıktan sonra gelir…
Sevgiyle kalın.
Astrolog Şebnem Ekşib
©Şebnem EKŞİB
Yazının tüm hakları saklıdır. İzin almadan ve kaynak gösterilmeden tamamı veya bir bölümü yayınlanamaz.








